Kaynarca Kulis logo
Gündem

Acarlar Longozu ve Şehir Hastanesi de etkilenir! Kaynarca'dan yetkililere çağrı: Endüstri bölgesi kararını geri çekin

Sakarya’da Ferizli ve Kaynarca’da planlanan endüstri bölgelerine tepkiler büyüyor. Beraberindeki üreticilerle basın açıklaması yapan Kaynarca Ziraat Odası Başkanı İbrahim Çakar, 4 milyon 67 bin metrekarelik proje alanının tarım arazileri, Acarlar Longozu ve halk sağlığı açısından risk oluşturabileceğini belirterek kararın geri çekilmesini istedi.

6 dk okuma
Acarlar Longozu ve Şehir Hastanesi de etkilenir! Kaynarca'dan yetkililere çağrı: Endüstri bölgesi kararını geri çekin

Lahana pazarında açıklama

Sakarya’da tarım alanlarının geleceği ve yeni sanayi yatırımlarının yer seçimi tartışılmaya devam ediyor. Ferizli ve Kaynarca’da yaklaşık 586 hektarlık alanın endüstri bölgesi ilan edilmesine yönelik itirazlara bir yenisi daha eklendi. Kaynarca Ziraat Odası, planlanan sanayi alanına ilişkin tepkisini Kaynarca Lahana Pazarı’nda düzenlediği basın açıklamasıyla dile getirdi.

Basın açıklamasına Yeni Parti Sakarya Milletvekili Ayça Taşkent, Kaynarca Belediye Başkanı Kadir Yazgan, Sakarya Ziraat Odaları Birliği Başkanı Ali Şener Bayraktar, Yeni Parti Sakarya İl Başkanı Oğuz Can Curoğlu, SESOB Başkanı Muzaffer Kabacan, Sakarya Muhtarlar Federasyonu Başkanı Erdal Erdem, ziraat odası başkanları, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve çok sayıda çiftçi katıldı.

Bu topraklar Can damarımız

Kaynarca’nın Sakarya ve Türkiye açısından önemli tarım ve hayvancılık merkezlerinden biri olduğunu vurgulayan Çakar, ilçenin geçim kaynaklarının başında verimli toprakların geldiğini ifade etti. Mevcut sanayi bölgelerinin yanı sıra yeni bir endüstri bölgesinin daha planlanmasına tepki gösteren Çakar, şu ifadeleri kullandı: “Bizim geçim kaynağımız, can damarımız bu topraklardır.

Bugün ilçemizde hâlihazırda faaliyet gösteren Mobilya İhtisas OSB ve Doğu Marmara Makine İmalatçıları İhtisas OSB bulunmaktadır. Şimdi bu alanlara 4 milyon 67 bin metrekarelik yeni bir endüstri bölgesi daha eklenmek isteniyor. Peki, bu ne anlama geliyor? İlçemizde sanayiye ayrılan toplam alan 9 milyon 367 bin metrekareye çıkacak.”

Planlanan yeni alanla birlikte sanayiye ayrılan toplam büyüklüğün Kaynarca açısından dikkatle değerlendirilmesi gerektiğini belirten Çakar, mevcut sanayi bölgelerinin kapasite ve doluluk oranlarının da açıklığa kavuşturulmasını istedi.

Ülke ortalamasının çok üzerinde

Sanayi alanlarının ilçenin toplam yüzölçümü içindeki payına dikkat çeken Çakar, Kaynarca’da sanayiye ayrılan alanın toplam yüzölçümünün yaklaşık yüzde 2,6’sına karşılık geleceğini söyledi. Türkiye genelinde sanayi alanlarının ülke yüzölçümüne oranının binde 2 seviyesinde olduğunu belirten Çakar, Kaynarca için hesaplanan oranın ulusal ortalamanın yaklaşık 13 katına çıkacağını öne sürdü.

Çakar, yeni bir sanayi alanına ihtiyaç duyulup duyulmadığının mevcut tesislerin durumuyla birlikte ele alınması gerektiğini belirterek şöyle konuştu: “Mevcut organize sanayi bölgelerimizin kapasitesi ve doluluk oranları henüz çok düşükken, verimli tarım arazilerimizi yeni bir sanayi sahasına dönüştürmenin mantığı nedir?”

Acarlar Longozu ve su kaynakları uyarısı

Planlanan endüstri bölgesinin yalnızca tarım arazileri üzerindeki etkisiyle değerlendirilmesinin yeterli olmayacağını belirten Çakar, “Kaynarca yalnızca verimli tarlalardan ibaret değildir. Kaynarca, aynı zamanda dünyanın en değerli doğal ekosistemlerinden birinin hemen yanı başındadır. Acarlar Longozu; biyolojik çeşitliliği, ormanları, sulak alanları ve su kaynaklarıyla korunması gereken son derece önemli bir doğal mirastır” dedi.

Endüstri bölgesi değerlendirilirken yalnızca oluşturulacak sanayi alanının büyüklüğüne odaklanılmaması gerektiğini belirten Çakar, şu soruların yanıtlanmasını istedi: “Bu sanayi bölgesi su kaynaklarımızı nasıl etkileyecek? Tarım arazilerimiz üzerindeki etkisi ne olacak? Hava kalitemiz nasıl değişecek? Acarlar Longozu ve çevresindeki doğal ekosistem bundan nasıl etkilenecek? Ve belki de en önemlisi, bu bölgeden etkilenecek insanların sağlığı nasıl korunacak?”

Üç ayrı bilirkişi heyeti ciddi sakıncalara dikkat çekti

Çakar, Doğu Marmara Makine İmalatçıları İhtisas OSB’nin kurulma sürecinde gerçekleştirilen bilirkişi incelemelerini de gündeme taşıdı. Çakar, açıklamasında şu ifadeleri kullandı: “Üç bilirkişi heyetinde görev yapan bilim insanlarının tamamı kendi alanlarında uzman profesör ve doçent doktor düzeyindeki üniversite öğretim üyelerinden oluşmuştur. Ve çok önemli bir noktanın altını çiziyoruz: Üç ayrı bilirkişi heyetinin tamamı, hiçbir fire olmaksızın oybirliğiyle, bu bölgenin seçiminin çevre, tarım, su kaynakları, doğal yaşam ve insan sağlığı açısından ciddi sakıncalar taşıdığı yönünde tespitlerde bulunmuştur.”

Bilirkişi raporlarında tarımsal arazilerin ve üretimin olumsuz etkilenebileceği, çevredeki tarım alanlarının zarar görebileceği, su kaynaklarıyla Acarlar Longozu’nun etkilenebileceği yönünde değerlendirmeler bulunduğunu belirten Çakar, öngörülen önlemlerin yeterliliğine ilişkin kaygıların da dile getirildiğini ifade etti. Çakar, geçmişte ortaya konulan bu değerlendirmelerin yeni endüstri bölgesi planlamasında dikkate alınması gerektiğini belirterek, “Bilim insanlarının daha önce uyardığı aynı coğrafyada, çok daha büyük bir sanayi alanı oluşturulmak istenirken, bu bilimsel uyarılar nasıl görmezden gelinebilir?” diye konuştu.

Bu sadece üç mahallenin meselesi değil

Planlanan endüstri bölgesinin etkilerinin yalnızca Okçular ve Taşoluk mahalleleriyle sınırlı kalmayabileceğini savunan Çakar, sanayi faaliyetlerinden kaynaklanabilecek emisyon, toz, koku ve diğer hava kirleticilerinin rüzgâr hareketleriyle daha geniş bir alana taşınabileceğine dikkat çekti.

Çakar, hava kirliliğinin yerleşim alanları arasındaki sınırlarla sınırlanamayacağını belirterek şu ifadeleri kullandı: “Bölgede hâkim olan rüzgâr hareketleri dikkate alındığında, sanayi faaliyetlerinden kaynaklanabilecek emisyon, toz, koku ve diğer hava kirleticilerin etkilerinin proje alanının sınırlarında kalmayacağı açıktır. Hava sınır tanımaz.”

Şehir Hastanesi bölgesi de etkilenecek

Yenikent ve Korucuk’taki hastaneler ile açılması planlanan Sakarya Şehir Hastanesi’nin yanı sıra Yenikent, Adapazarı ve Serdivan’da yaşayan yüz binlerce kişinin de olası etkiler bakımından değerlendirilmesi gerektiğini söyleyen Çakar, hava kalitesi ve halk sağlığı konusunda kapsamlı bir çalışma yapılmasını istedi. Özellikle kuzeyden esen rüzgârların hava kütlelerini güneye taşıdığı koşulların dikkate alınması gerektiğini belirten Çakar, endüstri bölgesinin olası etkilerinin yalnızca Kaynarca sınırları içinde ele alınamayacağını savundu.

İkinci bir Dilovası tehlikesi göz ardı edilmemeli

Çakar, bölgenin hâkim rüzgârları, nüfus yoğunluğu ve sağlık kuruluşlarının konumu dikkate alınarak kapsamlı bir hava kalitesi ve halk sağlığı etki değerlendirmesi yapılması gerektiğini ifade etti.

Açıklamasında, sanayi faaliyetlerinin çevre ve insan sağlığı üzerindeki olası etkilerinin yeterince değerlendirilmemesi durumunda ciddi sonuçlarla karşılaşılabileceği uyarısında bulunan Çakar, “İkinci bir Dilovası” tehlikesine dikkat çekti.

Çakar, Yenikent, Korucuk, Adapazarı ve Serdivan dahil olmak üzere olası etki alanındaki yerleşimlerin ve sağlık kuruluşlarının projeden etkilenme ihtimalinin ihmal edilmemesi gerektiğini vurguladı.

Sanayiye değil, yanlış yere karşıyız

Sanayi yatırımlarına, üretime ve kalkınmaya karşı olmadıklarını özellikle belirten Çakar, “Limana, kara yollarına ve demir yollarına yakın olunması, lojistik olarak mantıklı görünmesi gibi kolaylıklar sizi yanıltmasın. Bu karar, bir milyonu aşkın nüfusa sahip Sakarya’ mıza çok daha büyük sorunlar açacaktır. Tarımı yok eden, doğal kaynakları tüketen ve insan sağlığını riske atabilecek bir kalkınma modeli sürdürülebilir değildir. Sanayi ne kadar gerekliyse; gıda güvenliğimiz, temiz suyumuz, temiz havamız, verimli toprağımız ve insan sağlığımız da o kadar stratejik bir zorunluluktur” dedi.

Mevcut OSB’lerin durumu açıklanmalı

Yetkili makamlara çağrıda bulunan Çakar, mevcut organize sanayi bölgelerinin kapasite, doluluk ve üretim durumlarının bütün açıklığıyla ortaya konulmasını istedi. Yeni endüstri bölgesi planlanmadan önce tarım arazileri, yer altı suları ve Acarlar Longozu üzerindeki olası etkilerin bağımsız bilimsel çalışmalarla değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Çakar ayrıca, alternatif ve tarım dışı yatırım alanlarının araştırılması gerektiğini ifade etti. Planlama sürecinde çiftçilerin, meslek odalarının, sivil toplum kuruluşlarının, bilim insanlarının ve yerel halkın görüşlerinin dikkate alınmasını isteyen Çakar, kararların yalnızca masa başında alınmaması gerektiğini söyledi.

Kaynarca’nın ve Sakarya’nın geleceği için karar geri çekilmeli

Planlanan endüstri bölgesi kararının geri çekilmesini isteyen Çakar, bilimsel uyarıların dikkate alınması ve bölgenin geleceğini ilgilendiren kararların geniş kapsamlı bir değerlendirmeyle yeniden ele alınması gerektiğini vurguladı.

Çakar, yetkililere çağrısını şu sözlerle dile getirdi: “Daha önce üç ayrı bilirkişi heyetinin oybirliğiyle ortaya koyduğu çevresel sakıncalar ortadayken, aynı coğrafyada yeni ve büyük bir endüstri bölgesi kurulması kabul edilemez. Biz yeni bir bilirkişi heyetinin aynı tehlikeleri yeniden tespit etmesini beklemek istemiyoruz. Bilim insanlarının daha önce ortaya koyduğu uyarıların gereği yerine getirilmelidir.”

Toprak bir kez kaybedildiğinde geri gelmez

Açıklamasının sonunda ortak yaşam alanlarını savunmaktan vazgeçmeyeceklerini belirten Çakar, tarım arazilerinin kaybedilmesi, su kaynaklarının kirlenmesi ve doğal dengenin bozulmasının gelecek kuşakları da etkileyeceğini söyledi. Çakar, “Toprak bir kez kaybedildiğinde geri gelmez. Su kirlendiğinde, doğal denge bozulduğunda, tarım arazileri betonlaştığında bunun bedelini yalnızca bugünkü nesil ödemez. Çocuklarımız ve torunlarımız da öder” dedi.

Kaynarca’nın tarımsal üretiminin, temiz su kaynaklarının ve doğal mirasının korunması konusunda kararlı olduklarını vurgulayan Çakar, açıklamasını şu sözlerle tamamladı: “Biz sanayiye değil, yanlış yere ve yanlış planlamaya karşıyız. Biz kalkınmaya değil, tarımı ve insan sağlığını gözden çıkaran kalkınma anlayışına karşıyız. Kaynarca’nın toprağı da suyu da havası da geleceği de sahipsiz değildir. Çiftçimizin hakkını, Kaynarca’nın geleceğini ve Sakarya’nın ortak yaşam alanlarını savunmaktan asla geri durmayacağız.”

Bu haberde bir hata veya eksik mi gördünüz?Hata bildirDüzeltme ve cevap hakkı

Bu habere nasıl tepki veriyorsunuz?

Toplam 0 tepki

Yorumlar

Düşüncelerinizi paylaşın. Uygunsuz yorumlar yayından kaldırılır.

Yorumlar yükleniyor…

Tümü →
Kaynarca’da imamın 29 Ekim paylaşımlarına tepki: Yetkililere çağrı
Gündem6 gün önce

Kaynarca’da imamın 29 Ekim paylaşımlarına tepki: Yetkililere çağrı

Patlamada ağır yaralanmıştı: Recep Gezici hayatını kaybetti
Gündem10 gün önce

Patlamada ağır yaralanmıştı: Recep Gezici hayatını kaybetti

SATSO'da 4 oy farkla zafer! Erdem Ercan yeniden başkan
Ekonomi10 gün önce

SATSO'da 4 oy farkla zafer! Erdem Ercan yeniden başkan

Güneşler’de afet yemekhanesi için çalışma başladı: Hedef 30 bin kişiye sıcak yemek
Yerel Yönetim10 gün önce

Güneşler’de afet yemekhanesi için çalışma başladı: Hedef 30 bin kişiye sıcak yemek

Okumaya devam

Sıradaki haber akışı

  1. 1
  2. 2
  3. 3
  4. 4
  5. 5
Sıradaki haber 1
Gündem

Kaynarca’da imamın 29 Ekim paylaşımlarına tepki: Yetkililere çağrı

Kaynarca Merkez Cedit Camii’nde görevli imam Murat K.’nin Cumhuriyet Bayramı’nda yaptığı belirtilen sosyal medya paylaşımları tepki çekti. Vatandaşlar, Valilik ve İl Müftülüğünden konunun incelenmesini istedi.

Güncelleme: 1 dk okuma
Kaynarca’da imamın 29 Ekim paylaşımlarına tepki: Yetkililere çağrı

Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde, Merkez Cedit Camii imamı Murat K.’nin 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’ndaki sosyal medya paylaşımları gündeme geldi. Atatürk ve Cumhuriyet’i hedef alan içerikler paylaştığı iddia edilen imama bazı vatandaşlar tepki gösterdi.

İçeriği kapatılmış paylaşım görüntüsü 1

BAYRAM GÜNÜNDEKİ PAYLAŞIMLAR GÜNDEM OLDU

Cumhuriyet’in 103’üncü yılının kutlandığı gün yapılan paylaşımlara tepki gösteren vatandaşlar, bir kamu görevlisinin toplumu ayrıştırabilecek içerikler paylaşmasını eleştirdi. Vatandaşlar, bayram gününde bu tür paylaşımlarla karşılaşmanın kendilerinde şaşkınlık yarattığını dile getirdi.

İçeriği kapatılmış paylaşım görüntüsü 2

VALİLİK VE MÜFTÜLÜĞE İNCELEME ÇAĞRISI

Paylaşımlara itiraz eden vatandaşlar, din görevlilerinin toplumdaki birlik ve beraberliği güçlendirme sorumluluğuna dikkat çekti. Sakarya Valiliği ve İl Müftülüğüne seslenen vatandaşlar, konunun incelenmesini talep etti.

İçeriği kapatılmış paylaşım görüntüsü 3İçeriği kapatılmış paylaşım görüntüsü 4İçeriği kapatılmış paylaşım görüntüsü 5
Sıradaki haber 2
Gündem

Patlamada ağır yaralanmıştı: Recep Gezici hayatını kaybetti

Akyazı'daki ASAŞ Alüminyum fabrikasında meydana gelen patlamada ağır yaralanan 3 çocuk babası Recep Gezici, Kocaeli'de tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. Gezici'nin yaklaşık 7 yıldır fabrikada çalıştığı öğrenildi.

Güncelleme: 1 dk okuma
Patlamada ağır yaralanmıştı: Recep Gezici hayatını kaybetti

Sakarya'nın Akyazı ilçesi Küçücek Mahallesi'nde faaliyet gösteren ASAŞ Alüminyum fabrikasında 20 Ekim'de meydana gelen patlamada ağır yaralanan Recep Gezici'den acı haber geldi. Tedavi için Kocaeli'ye sevk edilen Gezici, burada yaşamını yitirdi.

ÖNCE SEAH'A, ARDINDAN KOCAELİ'YE SEVK EDİLDİ Fabrikanın dökümhane bölümündeki patlamanın ardından çıkan yangında ağır yaralanan Recep Gezici, sağlık ekiplerinin ilk müdahalesi sonrasında Sakarya Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne (SEAH) kaldırıldı. Sakarya'da yanık tedavi merkezi bulunmaması nedeniyle ileri tedavi için Kocaeli'ye sevk edilen Gezici, tedavi gördüğü hastanede yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

3 ÇOCUK BABASIYDI, 7 YILDIR FABRİKADA ÇALIŞIYORDU Üç çocuk babası olan Recep Gezici'nin yaklaşık 7 yıldır ASAŞ Alüminyum fabrikasında çalıştığı öğrenildi. Vefat haberi ailesi, yakınları ve mesai arkadaşlarını üzdü. PATLAMADA İKİ İŞÇİ YARALANMIŞTI 20 Ekim akşamı dökümhane bölümünde meydana gelen patlamanın ardından yangın çıkmış, bölgeye itfaiye, sağlık ve jandarma ekipleri sevk edilmişti.

Olayda biri ağır iki işçi yaralanmış, bir kişi de dumandan etkilenmişti. Ağır yaralanan Recep Gezici'nin vefatıyla patlamada can kaybı yaşandı.

Recep Gezici
Sıradaki haber 3
Gündem

Atalay'dan Kaynarca uyarısı: Günahtır ve ayıptır!

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, Kaynarca’da kurulması planlanan kimya ve plastik odaklı sanayi bölgesine tepki göstererek ilgili bakanlığa seslendi. Ankara’daki programda Sakarya’nın tarım arazilerini, son sel felaketini ve su kaynaklarının korunmasını gündeme taşıyan Atalay, “Su da bizim meselemiz, çevre de bizim meselemiz, maaş da bizim meselemiz” dedi.

4 dk okuma
Atalay'dan Kaynarca uyarısı: Günahtır ve ayıptır!

Sakarya’ya geniş yer ayırdı

TÜRK-İŞ Genel Başkanı Ergün Atalay, Ankara’da düzenlenen “COP31’e Giderken Emek Dünyasının Ortak Gündemi” programında konuştu. İşçi ve memur konfederasyonlarının temsilcilerinin katıldığı buluşmada Atalay, çevre sorunlarının çalışanların yaşamından ayrı düşünülemeyeceğini vurguladı. Konuşmasında memleketi Sakarya’ya geniş yer ayıran Atalay, Kaynarca’daki sanayi bölgesi girişimini eleştirdi. Tarımsal üretimin sürdüğü alanlarda sanayileşme yerine doğru yer seçiminin esas alınması gerektiğini belirtti.

Burası Türkiye’nin lahana merkezi

Kaynarca ve Karadeniz kıyısındaki tarım alanlarına dikkat çeken Atalay, şunları söyledi: “Ben Adapazarlıyım. Sakarya’nın birinci sınıf tarım arazileri var; denizin dibinde Kaynarca’da, Kefken’de, Cebeci’de, Karasu’da… Burası Türkiye’nin lahana merkezi. Tuzla’dan, Dilovası’ndan, Gebze’den plastik ve kimya sanayicileri yıllardır organize sanayi bölgesi kurmak istiyorlar.”

Bölgenin endüstri bölgesi olarak gündeme getirilmesine de karşı çıkan Atalay, “Sonra Bakanlık tabelayı değiştiriyor, oradan okuyorum: OSB, endüstri bölgesi. Ne demek bu? Diyor ki: ‘Seni orada gelip zehirleyeceğim’” ifadelerini kullandı.

Halk karşı, köylü karşı, vatandaş karşı

Atalay, projeye ilişkin itirazların dikkate alınmasını isteyerek ilgili bakanlığa şu sözlerle seslendi: “Halk karşı, köylü karşı, siyasetçi karşı, belediye başkanı karşı, vatandaş karşı; hâlâ sorumlu bakanlık bundan vazgeçmiyor. Belki Bakan yahut bakanlar orayı hiç görmediler. Buradan bir daha ifade ediyorum: Bunu yapamazsınız. Günahtır ve ayıptır.

Bir an evvel bu sevdadan vazgeçin.” Bölgenin geleceğini ilgilendiren kararların kamuoyunda daha fazla tartışılması gerektiğini belirten Atalay, “Bütün şehir ayakta, hâlâ diyor ki ‘Orası endüstri bölgesi’. Ne olacak? Oraya kimyacıları getirecekler, orada milleti zehirlemeye devam edecekler” dedi.

Babasıyla patates topladığı arazileri anlattı

Sakarya’da geçmişte tarımsal üretim yapılan alanların fabrikalarla çevrildiğini söyleyen Atalay, çocukluk yıllarından bir örnek paylaştı: “Adapazarı’na girerken sağda solda fabrikalar var. İsmini konuşmak istemiyorum. Yolun kenarında dünyanın devasa fabrikaları var, otomobil fabrikaları. O arazilerde bundan 60 sene evvel rahmetli babamla patates topladığımı biliyorum. Patates, patates… Kamyoncu babamla patates topladık.” Sanayi yatırımlarında yer seçimini eleştiren Atalay, “Ne olurdu o fabrikayı 5 kilometre dağın dibine yapsaydın? Ne olurdu? Bu çarpık tablo dün de vardı, bugün de devam ediyor” diye konuştu.

Sel felaketine dikkat çekti

Konuşmasında son günlerde yaşanan sel ve taşkınlara da değinen Atalay, İstanbul’dan Zonguldak’a kadar farklı bölgelerde ortaya çıkan görüntülerin doğaya müdahalenin sonuçlarını gösterdiğini söyledi. Atalay, “Arabaların, kamyonların, tırların kâğıt gibi olduğunu, oyuncak araba gibi duvarlara dayandığını beraber gördük. Beton mikserini seyrediyorum, ta duvarın dibine dayandı. Doğayla oynamamak gerekiyor.

Çevrenin düzenini bozmamak gerekiyor” dedi. Afetlerin toplumun farklı kesimlerini birlikte etkilediğini vurgulayan Atalay, “Sel, kuraklık, işsizlik, yoksulluk; işçi, memur, emekli, işsiz arasında ayrım yapmıyor. Bedeli beraber ödüyoruz” ifadelerini kullandı.

Derelerin içinde çekyatları, kamyon lastiklerini gördük

Taşkınlarla birlikte dere yataklarındaki atıkların da görünür hâle geldiğini belirten Atalay, çevre bilincinin geliştirilmesi gerektiğine dikkat çekti: “Bu selde bir şeyler gördük. O derelerin içinde çekyatları gördük, kamyon lastiklerini gördük, bidonları gördük. Burada eğitime, insani bir çalışmaya ihtiyacımız var.”

Sendikaların kongre ve panellerinde çevre ve su konularına daha fazla yer vermesini isteyen Atalay, bu alanlarda hazırlanan yayınların ve uzman görüşlerinin kamuoyuyla buluşturulmasının önemini dile getirdi.

Suyun yaşamsal değerini ise şu örnekle anlattı:

“Bu oteldeyiz, su yok düşünün. Ne yapacağız? Otelin her tarafı altın; kapısından girmezsiniz. Onun için suyun olmadığı yerde yaşam yok.”

Su olmasa, çevre olmasa para olmaz

Çevreyi korumanın sendikal mücadelenin bir parçası olduğunu belirten Atalay, ekonomik taleplerle yaşam alanlarının korunmasının birlikte ele alınması gerektiğini söyledi: “Su da bizim meselemiz, çevre de bizim meselemiz, maaş da bizim meselemiz. Bana göre su, çevre maaştan daha önemli geliyor.” Gençlerin ücret beklentilerinin çevre kaygılarının önüne geçebildiğini ifade eden Atalay, “Ama onu 25 yaşındaki genç görmüyor ki, bilmiyor ki. ‘Bırak onları, suyu hallederim, çevreyi hallederim, parayı hallet’ diyor. Su olmasa, çevre olmasa para olmaz” dedi.

Emek örgütlerine Ortak hareket çağrısı

Konfederasyonların aynı programda buluşmasını önemsediklerini belirten Atalay, dayanışmanın farklı sorunlar karşısında da sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.

Atalay, “Emekli meselesi mi var, beraber olmak durumundayız. Asgari ücretin sıkıntısı mı var, beraber olmak durumundayız. Emeklidir, çevredir, sudur; beraber olmak durumundayız” ifadelerini kullandı. İşçi, memur ve emekli arasında ayrım yapılmasına karşı olduğunu söyleyen Atalay, “Memur da benim başımın üstünde, emekli de benim başımın üstünde. Biz bir aileyiz. Orada bir sıkıntı varsa her yerde bir sıkıntı var” diye konuştu.

İş güvenliğinde uygulama eleştirisi

İş sağlığı ve güvenliği konusunda mevzuat kadar uygulamanın da belirleyici olduğuna işaret eden Atalay, yaşanan iş kazalarını eleştirdi. Atalay, “Çok güzel bir işçi sağlığı, iş güvenliği kanunumuz var” diyerek sorunların nedenine ilişkin, “Uygulamadan kaynaklanıyor. Gözünü kâr hırsı bürümüş patronlardan kaynaklanıyor” değerlendirmesinde bulundu. Sendikal örgütlenmenin genişletilmesi gerektiğini de belirten Atalay, örgütsüz çalışanların sayısına dikkat çekerek mevcut tabloyla yetinilemeyeceğini söyledi.

Önce örnek biz olacağız

Sendika yöneticilerinin taşıdığı sorumluluğa değinen Atalay, temsil ettikleri çalışanlara karşı güveni korumaları gerektiğini ifade etti: “Biz sendikalar, sendika başkanları, idareciler; aldığımıza, verdiğimize dikkat edeceğiz. Yediğimize, içtiğimize dikkat edeceğiz. Oturduğumuza, kalktığımıza dikkat edeceğiz. Önce örnek biz olacağız.” Dayanışmanın güçlendirilmesini isteyen Atalay, “En ufak meselede, bir yerde problem varsa oraya ulaşmak durumundayız” dedi.

Doğayı korurken insan emeğini unutmamalıyız

COP31 hazırlıklarının emek dünyası açısından önemine değinen Atalay, uluslararası toplantılar sürecinde çalışanların sorunlarını ve çevreye ilişkin taleplerini anlatacaklarını belirtti. Dönüşüm sürecinde çalışanların korunması gerektiğini vurgulayan Atalay, “Doğayı korurken insan emeğini unutmamak mecburiyetindeyiz. Bizim görevimiz bu” ifadelerini kullandı.

Atalay, ortak tutumun önemini ise şu sözlerle dile getirdi: “Gördüğümüz olumsuzluğun karşısında hep beraber olmak durumundayız. Olumlu olanın yanında da saf tutmak durumundayız. Kim istifade ederse etsin, kim zarar görürse görsün. Doğrudan yana olmak mecburiyetimiz var.”

Sıradaki haber 4
Gündem

Sakarya'da su altında kalan tarım arazileri havadan görüntülendi

Sakarya’nın Kaynarca ilçesinde etkili olan sağanak yağış, tarım arazileri, tavuk çiftlikleri ve yerleşim yerlerinde su baskınlarına neden oldu. Bölgede meydana gelen hasar dronla havadan görüntülendi.

1 dk okuma
Sakarya'da su altında kalan tarım arazileri havadan görüntülendi

Sakarya'nın Kaynarca ilçesinde sağanak yağış sonrası meydana gelen su baskınları, yerleşim yerleri ile tarım arazilerinde hasara yol açtı. Yağışın etkisi dronla havadan görüntülendi.

İlçede Cumartesi gecesi saatlerinde şiddetini artıran yağış nedeniyle ekili tarım arazileri, tavuk çiftlikleri ve bakıcı evlerini su bastı. İlçe merkezinde cadde ve sokaklarda su birikintileri oluşurken, fırtına sebebiyle bazı ağaçlar devrildi. Su seviyesinin yükselmesi üzerine Kayacık Mahallesi'nde evinde mahsur kalan bir aile ile Karaçalı Mahallesi'nde hayvanlarıyla tarlada mahsur kalan bir kişi belediye ekiplerince kurtarıldı. Yağış sonrası Sarıköy, Kulaklı-Hayaller, İmamlar, Büyükyanık ve Gölce mahallelerindeki köprüler geçici olarak ulaşıma kapandı.

Belediye ve DSİ ekipleri bölgede iş makineleriyle su tahliyesi ve yol açma çalışması yürütüyor.

Sıradaki haber 5
Gündem

Kaynarca’da yollar nehre döndü, evleri su bastı

Sakarya’da gece saatlerinde etkisini artıran kuvvetli sağanak yağış sonrası tepelerde biriken suların ilçe merkezine inmesiyle Kaynarca’da bölge bölge su baskınları meydana geldi. Yolların sular altında kaldığı ilçede jandarma ve belediye ekipleri gece boyunca çalışma yürüttü.

1 dk okuma
Kaynarca’da yollar nehre döndü, evleri su bastı

Sakarya genelinde günlerdir süren kuvvetli sağanak, Kaynarca ilçesinde su baskınlarına yol açtı. Gece saatlerinde şiddetini artıran yağış nedeniyle yüksek kesimlerde ve tepelerde biriken sel suları ilçe merkezine aktı. Yükseklerden debisi artarak gelen sular sebebiyle Kaynarca ilçe merkezi ve çevre bölgelerde cadde ile sokaklar sular altında kaldı, bazı noktalarda su baskınları yaşandı.

Yolların nehre döndüğü, ulaşımın güçleştiği ve bazı evlerin sular altında kaldığı ilçede olumsuzlukların önüne geçebilmek amacıyla jandarma ve belediye ekipleri teyakkuza geçti. Belediye ekipleri ise su birikintilerini tahliye etmek ve tıkanan kanalları açmak için gece saatlerinde çalışmalarını sürdürüyor.

Bölgede ekiplerin sahadaki tahliye çalışmaları devam ediyor.